RFID

RFID, Teknoloji, Radio Frequency Identification, Blog Yazıcı, Altis Teknoloji

Başarılı RFID Projeleri İçin 7 Önemli İpucu

Başarılı RFID Projeleri İçin 7 Önemli İpucu 1200 628 Altis Teknoloji

Bu işlere ilk başladığımız yıllarda gerçekleştirdiğimiz müşteri ziyaretleri açıkçası beni çok zorlardı. Görüşme yaptığımız kişilerin pek azı RFID teknolojisi hakkında doğru bilgiye sahip olurdu. Yine bir kısmı RFID ile inanılmaz uçuk şeyler yapılabileceğine inanırdı. 3-5 centlik çiplerle (yıllarca aradım o üç centlik çipleri ama bulamadım!) kapalı-açık alanlarda konum belirlenmesi, gerektiğinde bu çiplerle alarm öttürülmesi, uzaydan dorsenin içini takip, vb. gibi pek çok fantastik şey yapılabileceğini düşünüyordu insanlar. Tabi bu yüksek beklentilerin asıl sebebi, internetten birkaç site ziyaret edip konunun uzmanı olduğunu düşünen meslektaşlarımızdır, ama bugün o konuya girmeyelim.

Bizi en çok zorlayan müşteriler ise RFID ile ucundan kenarından tecrübesi olmuş ve başarısızlık yaşamış profildi. Yetkin olmayan proje partneri, doğru belirlenemeyen hedefler, yanlış ölçme ve değerlendirme kriterleri, RFID standartlarının o zamanlar etkin şekilde oturmamış olması ve buna benzer pek çok sebep yüzünden teknoloji ile zamanının ötesine geçmeye çalışan yenilikçi firmalar hayal kırıklığına uğramış, ciddi zaman ve para kaybetmiş olabiliyorlardı. Sütten ağzı yananın yoğurdu üfleyerek yemesi misali, kötü deneyim yaşamış firmaları RFID’ye tekrar ikna etmeye çalışmak en zoruydu.

Dürüst olmak gerekirse, RFID projeleri zor projelerdir ve şükürler olsun ki başarısızlıkla sonuçlanmış pek projemiz yok. Ancak bu, her gittiğimiz yerde hemen RFID projesi devreye alıyoruz demek de değil. Öyle zamanlar var ki, bu işi RFID ile değil, barkodla ya da GPS ile yapmanız daha uygun olur dediğimiz pek çok vaka olmuştur. RFID artık çok yaygın olsa da, hala pek çok başarısız RFID projesi duyuyoruz, görüyoruz. Bu yüzden RFID projenizin başarılı olması için önemli olduğunu düşündüğüm birkaç maddeyi sizlerle paylaşmak isterim.

1-) Beklentilerini Doğru Yönetin

Şirketinizde RFID teknolojisini kullanmak istiyorsunuz. Peki ama nasıl? Öncelikle bu teknolojiden ne beklediğinizi doğru analiz etmelisiniz ve tabii RFID teknolojisinin kabiliyetlerini de. Gerçekten RFID teknolojisi ile şirketinizin beklentileri örtüşüyor mu? RFID teknolojisi ile gerçekten ihtiyacınız olan şeyleri gerçekleştirebilecek misiniz? RFID gerçekten ihtiyacınız olan teknoloji mi? Yöneticilerinizin konuyla ilgili uçuk beklenti ve talepleri mi var? Bu sorulara net ve nesnel şekilde cevap vermelisiniz. İnanın o kadar işe yarayacak ki bu soruların doğru şekilde cevaplanması, ileride yaşayabileceğiniz pek çok kaybı (zaman, para, vb.) önleyebilirsiniz bu sayede.

RFID size uymayacaktır, siz RFID’ye uymalısınız

2-) Süreçlerin Yeniden Değerlendirilmesi

Çok kullandığım ve sanırım bir gün “patenti” için başvuracağım bir sözüm var; “RFID size uymayacaktır, siz RFID’ye uymalısınız”. Eğer RFID’den gerçekten verim elde etmek istiyorsanız bu teknoloji ile boğuşmak yerine suyuna gitmenizi tavsiye ederim. Çünkü ne yaparsanız yapın RFID kendi bildiğini okuyacaktır. RFID’nin suyuna gitmek nasıl mı olacak? İş süreçlerinizi, iş yapış şekillerinizi güncelleyerek… Bunun kapsamı, maliyeti, nasıl, ne kadar ve ne şekilde yapılması gerektiği gibi konuları yetkin bir RFID danışmanı ile çalışarak değerlendirmeniz size yine hem zaman hem de para kazandıracaktır.

3-) Dokümantasyon

Bizim milletimiz, hem tedarikçisi hem müşterisi pek sevmez bu dokümantasyon işini. Ama o kadar önemli ki. Firmalarla yaptığımız görüşmelerde saatlerce hayallerinden, beklentilerinden konuşuruz ama projenin sonuna gelindiğinde gerçekleşenle ilk konuşulan arasında olabilecek farklılıklar hem tedarikçi için, hem de müşteri için can sıkıcı olabilir. Tedarikçi müşterisini memnun etmek için proje kapsamı dışındaki pek çok konuda gereksiz efora girebilir ve kaynak sıkıntısı yaşayabilir ya da müşterinin beklentileri çıkan işle örtüşmez ve ödeme-onay süreçlerini tıkayabilir. O yüzden siz siz olun, etiket özelliklerinden, ortam özelliklerine, okuma performans beklentilerinden, yazılım ERP/WMS entegrasyonuna kadar olabildiğince konuyu kağıt üzerinde detaylandırın ve karşılıklı imzalayın. Yazılım projelerinde elzem olan bu yaklaşım, RFID projelerinde çok daha önemli olmakta çünkü işin içinde donanım ve maliyetli sarf giderleri var artı olarak. Biz artık dokümantasyonu bırakın, müşterilerimizle ilk görüşmemizden sonra Proje Soru Formu dediğimiz bir dosyayı göndermekteyiz proje talep sahiplerine. Dosyadaki onlarca soru sayesinde müşterilerimiz projeleri hakkında daha detaylı düşünebiliyorlar ve pek çok önemli ayrıntıyı baştan bizlerle paylaşabilir hale geliyor. Unutmayın söz uçar, yazı kalır!

4-) Saha Keşfi

Barkod projelerinin aksine, bir işletmede gördüğünüz başarılı bir RFID projesi, aynı sektörde başka bir işletmede başarılı olamayabilir. Bunun pek çok sebebi olabilir. Örneğin onlarca sahada sorun yaşamadığımız bir RFID okuyucu, elektromanyetik kirliliğin yüksek olduğu bir hastanede başımıza epeyi bela olmuştu. UWB sistemler, deck telefonlar, wireless cihazlar ve akla gelmeyecek pek çok şey birbirine karışabilir ve bu riske atılacak bir konu değil. Metalik ortamlarda RFID etiketlerinin okunması zordur diye bilinir ama ortamdaki metal etkisi bazen beklenmedik şekilde RFID etiketlerinin okunma alanlarını genişletir-bozar ve bu durum akışı değiştirebilir. Hatta ben derim ki, saha keşfinde etiketlerin de basit testleri yapılmalıdır çünkü hem etiketlerin yapıştırılacağı materyallerin size sürpriz yapma ihtimali var, hem de pozisyonladığınız etiketin hatalı olma durumu…

5-) Pilot Proje

RFID projeleri göreceli maliyetli projelerdir. İyi bir satın almanız olabilir ve tekliflerin içinden en optimum olanı tercih etmiş de olabilirsiniz. Ancak bunların hiçbiri saat gibi çalışan bir RFID projesine sahip olacaksınız demek değil. Çalışmak istediğiniz aday firmalardan demo kurmalarını isteyebilirsiniz. Bu akıllıca, ancak yetersiz zira birkaç saatlik ya da günlük bir demo çalışması ile, tasarlanmış olan RFID sisteminin firmanıza ve iş süreçlerinize uygunluğunu net şekilde belirleyemeyebilirsiniz. Firmalar genelde bu tip bir deneyim için para ödemeyi tercih etmezler, en fazla demo ile yetinirler. Zaten fazlasını isteyen müşteriye tedarikçi de kaynakları nedeniyle istediği desteği veremez. Bu gibi durumlarda en doğrusu pilot proje geliştirmektir. Key points diye tanımlanan ve RFID sistemlerinin performansının kritik olduğu süreçleri kapsayan küçük ölçekli bir RFID projesi bazen büyük paralar kaybetmenizin önüne geçebilir. 100 birim tutacak devasa bir projeye balıklama atlamaktansa, 10 birimlik bir pilotla başlamak ileride yaşanabilecek ciddi problemlerin önüne geçecektir. Pilot projeler aynı zamanda kurum içi çalışma kültürünün değişmesi için de iyi bir başlangıç noktasıdır. Sahadaki çalışanlarınızdan gelen geri beslemelerle daha da katma değer katabileceğiniz pilot projeler, eğer küçük ölçeğinden memnun kaldıysanız bir sonraki aşamaya sıkıntısız yükseltilebilecektir. Pilot proje sayesinde baktınız RFID teknolojisi aslında şu aşamada size çok da uymuyor? Sıkmayın canınızı, çok daha yüksek bedeller ödemektense küçük bir pilotla bu tecrübeyi edinmiş oluyorsunuz. İyi bir danışman ve RFID projenizde güvenilir bir partner arıyorsanız Altis Teknoloji‘yi hemen arayın.

6-) Melez Düşünün!

RFID projelerini devreye alarak şirketiniz içinde elbette ciddi katma değerler sağlayabilirsiniz. Ancak RFID’nin tadından yenmeyecek modelleri genelde uçtan uca entegrasyonlu olan modelleridir. Tedarikçi ve müşterileriniz de RFID teknolojisinden faydalanıyorsa, global bir zincir kurabilir, RFID’nin nimetlerinden derinlemesine faydalanabilirsiniz. Peki müşteri ya da tedarikçi tarafında bu tip bir yatırım planlanmıyorsa? Dert değil, kimse size RFID’ye geçtiniz, barkodu atın gitsin demiyor. Zincirin devamını sağlamak için barkod teknolojisini de oyunda tutun! Bu sayede RFID kullanmayan diğer paydaşlarınızla operasyonel sıkıntı yaşamazsınız ve paydaşlarınız da RFID’ye geçene kadar eski usul barkod ile ilerledikleri için yaptığınız sistemsel güncellemelerden olumsuz etkilenmezler.

Hibrit tanımlama teknolojisi şirketiniz içindeki departmanları da daha kolay yönetmenizi sağlar. Hem şirket olarak RFID’yi içselleştirme süreci nedeniyle, hem de maddi kaygılar nedeniyle tüm süreçlerinizi RFID’ye taşıyamamış olabilirsiniz. Böyle durumlarda da barkod ile geçişleri sağlamanız mümkün olacaktır. RFID printerlar aynı zamanda barkod basıp, RFID etiketini kodlayabildikleri için hibrit senaryolarınızda önemli bir yer tutabilir.

Sadece barkod değil, RFID ile voice (sesli) ve light (ışıklı) yönlendirme teknolojilerini de entegre edebilirsiniz. Bu tip entegrasyonlar projelerinize inanılmaz katkı sağlayabilir ve özellikle operatör etkileşimlerinde verimliliği çok arttırır. Pick to Light ve Voice Picking teknolojileri hakkında detaylı bilgiye ThePickToLight sitesinden erişebilirsiniz.

7-) Etiket

RFID projeleri ile ilgili bir sırrımızı paylaşayım. Bir projenin başarılı olup olmamasını en çok etkileyen faktör RFID etiketleridir. Hatta bir projenin olup olmayacağını bile bazen etiket teknolojisi belirler. Proje senaryonuzda RFID etiketlerinin tek kullanımlı mı, çok kullanımlı mı olması kritik bir karardır. Bunun dışında aktif-pasif etiket kararı bütçenizi dramatik şekilde etkileyecektir. Hangi seviyede etiketleme yapacağınız ise (palet, koli, kutu, ürün seviyeleri) projenizin gerçekten fizibl olup olmayacağını belirleyebilir. Tüm bu nedenlerden dolayı projenizin ilk aşamasından itibaren etiket tip, model ve özelliklerini sahanızda sürekli deneyimlemeli ve en optimum RFID senaryonuzda bu kriteri gözetmelisiniz.

Barkod mu RFID mi?

Barkod mu RFID mi? 600 314 Altis Teknoloji

Doğru, bazılarımıza bu soru baygınlık getirebilir. Oysa on yılı aşkın zamandır çokca cevaplamış olsak da, blogumuzun ilk konusu olmayı hala hak ediyor bu soru.

Bu soruya benim cevabım net; “projeye göre değişir!” En doğru tanımlama teknolojisini seçmek için pek çok kriteri ve performans beklentilerinizi ortaya net şekilde koymalı ve projenize göre değerlendirmelisiniz.

RFID etiketlerinin performansı, teknolojileri gereği üzerine takıldıkları yüzeyin özelliklerine bağımlıdır, oysa barkod etiketlerinde böyle bir bağımlılık yok. Eğer RFID’yi içinde sıvı olan malzemelerin ya da metal yüzeyli materyallerin üzerinde uygulayacaksanız, etiketlerin okunabilirliği konusunda ciddi zorluklar yaşayabilirsiniz ve özel çözümlere ihtiyacınız olabilir. Oysa barkod etiketlerinde böyle bir sıkıntı yoktur, zira barkodun okunabilirliği için yapıştırıldığı yüzeyin metalik ya da sıvı içerikli olması fark etmez. Barkod etiketinin üzerindeki çubukların fiziksel olarak okunamaması haricinde, barkod aslında pek sorunsuz bir teknolojidir ve uygulanabilirliği daha kolaydır.

Tabii bu durum RFID’nin kendine özgü avantajlarını gölgelememeli. Pek çok avantajı nedeniyle birçok projede RFID etkin şekilde kullanılmakta artık.

Öncelikle, RFID aynı anda pek çok etiketin milisaniyeler hızında okunmasını sağlar. Süpermarkette alışveriş yaparken kasadan geçen barkodların okunma hızını bir düşünün, RFID bundan onlarca kat daha hızlı okuma sağlamaktadır. Hem de aynı anda bir ya da birkaç barkod yerine onlarca, bazen yüzlerce RFID etiketinin okunabilmesi de RFID lehine güçlü bir tercih sebebi olabiliyor.

İkinci etkileyici RFID özelliği ise, barkod teknolojisindeki gibi görüş alanı zorunluluğu olmaması. Barkod tarayıcının barkod çubuklarını okuması zorunluluğu varken, RFID’de etiket ile anten arasında net bir görüş olmasına gerek yoktur. Plastik, kağıt, ağaç ve buna benzer pek çok materyalin arkasında bile kalsa RFID etiketleri hem hızlı hem de sorunsuz şekilde okuma sağlar. Örneğin bir kolinin içindeki tekstil ürünlerinin birkaç saniye içinde okunması barkod ile mümkün değilken RFID bunu mümkün kılmaktadır.

En doğru tanımlama teknolojisini seçmek için pek çok kriteri ve performans beklentilerinizi ortaya net şekilde koymalı ve projenize göre değerlendirmelisiniz.

RFID’nin üçüncü önemli avantajı da, barkoda göre çok daha uzun okuma mesafelerini mümkün kılmasıdır. Tipine ve özelliklerine göre değişkenlik gösterse de, pasif RFID etiketlerini on, hatta yirmi metrelerden okuyabildiğimiz projelerimiz oldu. Barkod ile bunları yapmak çok zor, hatta çoğunlukla imkansızdır. Tabii RFID’nin uzun mesafeyi mümkün kılması, insanlarda daha da uzaktan etiket okuma arzusuna, hatta ihtirasına dönüşmemeli çünkü o da başka bir blog konusu olacak kadar önemli bir sorun. İleride bu konuya da blogumda değinmeyi düşünüyorum.

Peki bunca laftan sonra yine başa dönelim. Barkod mu, RFID mi? Siz iyisi mi işi uzmanına bırakın, bizi arayın, yetkin çalışma arkadaşlarımızın danışmanlığında hangi teknolojiyi nasıl kullanabileceğinizi birlikte değerlendirelim. Hem zamandan hem de kaynaktan tasarruf edin.

Aktif mi? Pasif mi?

Aktif mi? Pasif mi? 900 600 Altis Teknoloji

İnsan benim gibi lafazan olunca, pasif ve aktif etiketler hakkında soru geldiğinde uzun uzun konuşabiliyor.

Neyse ki son yıllarda işimiz kolaylaştı. Devletimizin gerçekleştirdiği RFID projeleri sayesinde artık dakikalarca anlatmaya gerek kalmadan “aktif etiket OGS’dir, pasif etiket HGS’dir” diyebiliyoruz. Çok kısa ama etkili. Bu sayede bu teknolojiye uzak insanlar bile aktif etiketlerin daha büyük ve kalınca, pasif etiketlerinse daha ince ve küçük olduğunu değerlendirebiliyorlar. Tabii bazıları OGS’nin daha iyi bir teknoloji, HGS’nin ise (gişelerde bazen okumaması nedeniyle) daha kötü olduğunu düşünebilir ancak o konuda detaylı bir yazıyı ileride paylaşmayı düşünüyorum.

Tamam çok kısa ve etkili şekilde etiket tiplerini örneklendirdik ama biraz detay isteyenler olabilir, buyurunuz efendim;

Pasif RFID etiketleri içinde bir enerji kaynağı olmayan, gücünü RFID okuyucuların gönderdiği elektromanyetik enerjiden alan etiketlerdir. Genelde tedarik yönetimi zinciri projelerinde, geçiş sistemlerinde, koli ve ürün tanımlama ve takibinde kullanılır. İçinde pil ve pahalı devre sistemlerinin olmaması nedeniyle aktif etiketlere göre daha ucuzdur ve RFID projelerini pek çok sektör için ekonomik yapmaktadır.

Bu etiketler, adı üstünde pek bir pasiftirler, öylece beklerler. RFID okuyucunun antene gönderdiği enerji, antenler aracılığı ile radya frekans dalgasına çevirilir ve havaya okuma alanı oluşturacak şekilde sinyal yayar. Yayılan bu sinyal pasif etiketin üzerindeki dahili anten tarafından kendine çekilir. Gelen radio frekans dalgası bu sefer ters çalışıp enerjiye dönüşür ve etiketin üzerindeki minicik çipe güç sağlar. Tam bu noktada “elektriğe gelen çip” ters bir sinyal oluşturur ve bunu yayar. Okuyucu tarafından bu sinyal yakalanır ve bilgiye dönüşür. Tam bir buluttan nem kapma durumu!

Pasif etiketlerin değişik tipleri bulunmaktadır. Yüksek sıcaklıklara dayanabilenlerden tutun, zorlu şartlara dayanabilen ‘sert’ etiketler gibi. Frekans olarak ise 125kHz, 13.56mHz ve 868mHz en yaygın kullanılan tipleridir.

Birkaç madde ile pasif etiketlerin avantajlarını yazacak olursak;

  • Daha küçüktürler
  • Daha ucuzdurlar
  • Daha ince ve esnek olabilirler
  • Çok fazla tipte üretilebilirler
  • Pilsiz oldukları için çok uzun yıllar sorunsuz şekilde çalışabilirler

İyi bir haber; Son yıllarda pasif RFID etiketleri gelişmiş sensörlerle birlikte üretilebilmektedir. Nem, sıcaklık gibi değerleri ölçen sensörler pilsiz olmasına ragmen RFID etiketinin enerjilenmesi ile çalışmaya başlayıp sensör verileri RFID okuyucuya iletebilmektedirler. Bu tip ürünlerle ilgili detaylı bir yazım olacak ileride.

Aktif RFID etiketleri ise sinyal gönderme güçlerini içlerindeki pillerden alırlar. Genelde, sürekli sinyal yayınlarlar. Gerçek zamanlı takip projelerinde ideal kullanım sağlarlar. Pasif etiketlere göre çok daha uzun okuma mesafesine sahiptirler ancak teknolojileri gereği daha pahalıdırlar. Genelde 433mHz ve 915mHz frekanslarda çalışırlar. Genelde biz mühendisler 433mHz olan modelleri kullanmayı tercih ederiz zira daha 433mHz daha uzun dalga boyuna sahiptir ve özellikle metal ve sıvı olan ortamlarda bir nebze daha iyi çalışmaktadır.

Aktif etiketler içlerinde bir güç kaynağı olması sebebiyle pasif modellere göre çok daha uzun mesafelere sinyal gönderebilmektedirler. Ayrıca pasif etiketlere göre daha büyük hafızaları vardır.

İçlerindeki piller 3-5 sene dayanabilir. Bazı firmalar pil bitince değiştirmeyi sağlayacak şekilde etiketleri tasarlamışlardır. Bu iyi birşey çünkü pil bittiğinde değiştirerek etiketi kullanmaya devam edebilirsiniz. Ancak bazı üreticilerin etiketlerindeki piller değiştirilemeyebilir. İlk satın almada bu kritere dikkat edilmelidir.

Aktif etiketlerin çalışma prensipleri temelde iki türlüdür. Transponder denen tipte etiketler okuyuculardan sinyal beklerler. Gelen sinyale cevap verirken de etiketin çipindeki verileri okuyucuya aktarırlar. Bu sayede etiket sürekli etrafa sinyal göndermez ve pili çok etkin şekilde kullanırlar. Örneğin içindeki küçücük pile ragmen 10 yılı aşkın zaman sorunsuz çalışan OGS etiketleri bu prensiple çalışmaktadırlar. Beacon denen ikinci tipte etiketler ise belli zaman aralıklarında etrafa sinyal gönderirler. Genelde açık alan demirbaş takibi, madencilik gibi sektörlerde kullanılırlar. Tabii pil ömrünü daha hoyratça kullanan bu etiket tipinde üreticiler, etrafa yayılan sinyal gücünü daha düşük tutarak (Genelde maksimum 100 metre civarinda) pil ömrünü uzatmayı tercih ederler.

Aktif etiketlerin içinde yüksek performanslı piller olduğu için çok daha geniş yelpazede sensorlü üretilebilirler. Sadece sensör mü? GPS, harici hafıza, hatta wi-fi özellikli adaptörlerle üretilen aktif etiketler bile bulunmakta piyasada.

Fiyatları daha pahalı olduğu için, takıldıkları şeyler de daha kıymetli olmakta aktif etiketlerin. Örneğin konteynırlar, madencilik ve inşaat sektöründeki kıymetli demirbaş ve envanter vb. gibi. Boyutlar daha büyük olduğu için pasif etiketlere göre çok daha dayanıklı modelleri üretilebilmektedir ve bu klasmanda pasif etiketlere göre daha avantajlıdırlar.

Birkaç madde ile aktif etiketlerin avantajlarını yazacak olursak;

  • Çok daha uzun okuma mesafesine sahiptirler
  • Pil sayesinde çok farklı çeşit ve modeled sensörle entegre olabilirler, hatta GPS’le bile!
  • En zorlu şartlara pasif etiketlerden daha dayanıklı şekilde üretilmektedirler

Ha bir de bazı üreticiler BAP (Battery Assisted Passive) şeklinde tanımladıkları etiketler üretmektedirler. Bu etiketler genelde pil ile güç sağlanan pasif etiketlerdir. Genelde 868mHz pasif etiketlerle üretilir ve içindeki pil sayesinde pasif etiketlerin aksine çok ciddi okuma mesafeleri vardır. Aktif transponderlara benzer şekilde RFID okuyucdan gelen sinyallerle aktif hale gelirler ve pil ömürleri oldukça uzundur. Tıpkı pasif etiketlerdeki gibi sensör de bu etiketlere gömülebilir. Piyasada diğer etiket tipleri kadar yaygın değillerdir ama bazı etkileyici başarı hikayelerinin başrollerindedirler.

Tüm bu bilgiden sonra hangi etiketi seçeceğinize karar verdiniz mi? Hayır mı? Bizi arayın, birlikte belirleyelim.

Ready for Industry 4.0?
Lets's make something great together!